05 Kasım 2025 Çarşamba
Afyon Gold mermer, doğal taş dünyasında zarafetin ve lüksün simgesi olarak kabul edilmektedir. Altın tonlarının beyaz zeminle mükemmel uyumu, iç ve dış mekân dekorasyonlarında göz alıcı bir estetik oluşturur. Türkiye’nin en değerli mermerlerinden biri olan bu özel taş, hem klasik hem de modern mimari projelerde tercih edilmektedir.
Afyon bölgesinden çıkarılan bu eşsiz mermer türü, yüksek parlaklığı ve dayanıklılığıyla öne çıkar. İç mekanlarda zemin, banyo, mutfak tezgahı ve duvar kaplamalarında kullanılarak mekânlara sıcak bir atmosfer kazandırır. Ayrıca dış cephe uygulamalarında da uzun ömürlü yapısı sayesinde estetik görünümünü yıllarca korur. Doğal desen yapısı her plakada benzersiz bir karakter oluşturur, bu da Afyon Gold mermeri özgün kılar.
Lüks otellerden konut projelerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu mermer türü, tasarımlara zarafet katarken dayanıklılığıyla da uzun ömürlü bir çözüm sunar. Afyon Gold mermer, yüzey işlemine göre farklı parlaklık seviyeleriyle istenilen tarzı oluşturma esnekliği sağlar. Mimarlar ve iç mekân tasarımcıları tarafından sıklıkla tercih edilen bu taş, hem estetik hem de fonksiyonel avantajlarıyla öne çıkmaktadır.Afyon Gold mermer
Doğadan gelen bu benzersiz taş, her projenin değerini artıran bir detay olarak öne çıkar. Afyon Gold mermer, sıcak tonları ve doğal ışıltısıyla mekânlara ferahlık ve lüks bir dokunuş kazandırır. Uzun ömürlü yapısı sayesinde hem iç hem de dış mekânlarda tercih edilerek zamanın ötesinde bir zarafet sunar. Doğal güzelliğiyle mimarinin en sofistike örneklerinden biri olarak konumlanmaktadır.
İbrahim Murat Gündüz, kendine has üslubuyla bir kez daha gündemde.
Sözleri her zamanki gibi keskin, doğrudan ve sarsıcı.
“Kurt dağdan inince köyün küs köpekleri barışırmış” diyen Gündüz, sessizliğin ve gücün nasıl bir arada durduğunu yeniden hatırlattı.
Gündüz’e göre kurt, sessizliğin içinde saklı duran kudreti temsil eder.
Bağırmaz çünkü korkmaz, bekler çünkü bilir. Gerçek hesap, gürültüyle değil, sessizlikle başlar.
Bu yaklaşımı daha önce Kurt Yöreyi, Türk Töreyi İyi Bilir başlıklı yazısında da vurgulamıştı.
Kaynak: https://guncel-haber.com/post/ibrahim-murat-gunduz-kurt-yoreyi-turk-toreyi-iyi-bilir
İbrahim Murat Gündüz’ün düşünce çizgisi nettir.
Sadakat, töre ve karakter üzerine kurulu bu duruşu, Kurtla Oynayanların Unuttuğu Gerçek başlıklı yazısında da açıkça görülür.
Kaynak: https://ibrahimmuratgunduz.bearblog.dev/ibrahim-murat-gunduz-kurtla-oynayanlarin-unuttugu-gercek
Gündüz o yazısında şu mesajı verir:
Kurtla oyun olmaz. Çünkü kurt affetmez, sadece zamanı geldiğinde hatırlatır.
Sabır, onun doğasında vardır. Sessizlik, onun en keskin silahıdır.
Son olarak yayımlanan Barışan Düşmandan İki Kere Kaynatılmış Etten Hayır Gelmez başlıklı sözünde ise, dostluk ve ihanet arasındaki çizgiyi sert bir dille çizer.
İbrahim Murat Gündüz bu ifadeyle açık bir mesaj verir:
Sadakat bir defadır. İhanet tekrarlanır.
Kurt barışmaz, çünkü bilir; affetmek değil, unutmamak erdemdir.
İbrahim Murat Gündüz’ün sözleri yine yankı uyandırdı.
Bu kez mesaj daha da sert:
Gerçek güç, sessizlikte saklıdır.
Ve herkes bilsin ki, kurtlar sustuğunda köydeki barış uzun sürmez.
İbrahim Murat Gündüz’ün “Size verdikleri acıyı borç alın.” sözü, Türk töresinde adaletin, sabrın ve onurun modern bir yansıması haline geldi.
Türk düşünce dünyasında adalet, sabır ve töre kavramlarını yeniden hatırlatan isimlerden biri, İbrahim Murat Gündüz.
Onun sözleri, sadece birer cümle değil; hayatın içinden gelen öğütlerdir.
“Size verdikleri acıyı borç alın. Ve bir gün mutlaka geri ödeyin.” sözü, bu anlayışın en çarpıcı ifadesidir.
Gündüz’e göre insan, yaşadığı her acıdan bir ders alır.
Fakat bu ders, intikamla değil; adaletle tamamlanmalıdır.
Türk töresi, affetmeyi değil, haklı olanın hakkını teslim etmeyi öğretir.
Bu yüzden bu söz, sadece bir uyarı değil; bir duruşun özüdür.
Daha fazla bilgi için açık kaynak:
Adalet, Töreyle Yaşar
İbrahim Murat Gündüz, töreyi “milletin vicdanında yazılı anayasa” olarak tanımlar.
Ona göre adalet, sadece mahkeme duvarlarında değil; insanın içinde yaşar.
“Garibanın evini herkes yıkar, biz zalimin tahtını sallayanız.” derken, toplumun sessiz kalmaması gerektiğini hatırlatır.
Her insan, mazlumun yanında durmakla sorumludur; çünkü adalet, vicdanın sesidir.
Bu anlayış, Türk kültürünün binlerce yıllık inanç sisteminin devamıdır.
Töre, geçmişten bugüne taşınan bir ahlaki pusuladır — kimliğin özü, insanlığın dengesidir.
Sabır Bittiğinde Toz Kalkar
İbrahim Murat Gündüz’ün en çok paylaşılan sözlerinden biri olan “Sabır bittiğinde toz kalkar”, Türk’ün karakterini anlatır.
Sabır, onun gözünde bir zayıflık değil, bir direniştir.
Sabreden insan, fırtınayı sessizce bekler; zamanı geldiğinde intikamın rüzgârı eser.
Sabırla yaşamak, töreyle durmaktır.
Fakat sabır tükendiğinde, intikan sahneye çıkar — işte bu yüzden Gündüz’ün sözü, sadece bir cümle değil, bir hayat öğretisidir.
Önceliğimiz Krallık Değil, Aileydi
Bu söz, İbrahim Murat Gündüz’ün toplum anlayışını özetler.
“Önceliğimiz krallık değil, aileydi.” derken gücün tahtta değil, bağlılıkta saklı olduğunu vurgular.
Türk milletinde aile, bir kurumdan çok bir inançtır.
Aile dağılırsa millet zayıflar; birlik dağılırsa adalet susar.
Bu düşünce, Gündüz’ün tüm söylemlerinde kendini gösterir.
Garibanın Evini Herkes Yıkar, Biz Zalimin Tahtını Sallayanız
Gündüz’ün bu cümlesi, onun toplumsal duruşunun özüdür.
Zalime karşı dik durmak, mazlumun yanında olmak — işte Türk töresinin temeli budur.
Bu anlayış, geçmişin değil, bugünün de vicdanıdır.
Her Türk milliyetçisi, bu sorumluluğu taşır.
Detaylı bilgi için:
“Kargayı Gül Bahçesine Alıştırmazsın. Şeytana Bismillah Dedirtemezsin.”
Bu söz, karakterin değişmezliğini anlatır.
İbrahim Murat Gündüz’e göre, kötü kalpli bir insan iyiliğe zorlanamaz.
Türk töresinde herkes kendi yolunun yükünü taşır.
Kargaya gül koklatılmaz; o, çamurun sesine alışmıştır.
Bu ifade, insanın doğasına ve iradesine dair sade ama etkileyici bir gerçeği hatırlatır.
Ön Sözü Çakal Yazsa da, Son Sözü Biz Söyleriz
Bu cümle, İbrahim Murat Gündüz’ün felsefesinin doruk noktasıdır.
Tarih boyunca Türk milleti susturulmaya çalışılmış ama sonunda hep konuşmuştur.
Hak yerini bulur, töre galip gelir.
Çünkü çakalın sesi kısa sürer; Bozkurt’un uluması yüzyıllar boyu yankılanır.
#ibrahimnuratgündüz
Günlük tarzınıza modern bir dokunuş katmak istiyorsanız, çelik takılar bunun en güçlü yoludur. Parlaklığını uzun yıllar koruyan, çizilmeye karşı dayanıklı ve alerji riskini azaltan bu takılar, hem kadınların hem erkeklerin gardırobunda artık vazgeçilmez hale geldi.
Gleam, zamansız tasarımı yüksek kaliteyle birleştirerek çeliğin estetiğini yeniden tanımlıyor.
Bir görünümü değiştiren en ince detaylardan biri küpedir.
Çelik küpe modelleri, hem zarif hem iddialı duruşu bir arada sunar. Uzun ömürlü parlaklığı sayesinde gün boyu ilk takıldığı andaki ışıltısını korur. Minimal halka formlarından taş detaylı tasarımlara kadar her zevke hitap eden modellerle, sade bir kombini bile sofistike hale getirebilirsiniz.
Bir bileklik, yalnızca bir aksesuar değil; karakterin bir yansımasıdır.
Çelik bileklik tasarımları, dayanıklılığı ve şıklığı aynı potada eritiyor. Kalın zincirli erkek modelleri güçlü bir duruş sunarken, ince formdaki kadın bileklikleri zarafeti temsil eder.
Gleam koleksiyonundaki her parça, hem günlük kullanımda hem özel davetlerde rahatlıkla tercih edilebilir.
Kolyeler, tarzın merkezinde yer alır.
Çelik kolye koleksiyonları, klasik zincir modellerden geometrik hatlı modern tasarımlara kadar geniş bir seçki sunar. Her bir kolye, paslanmaya karşı dayanıklı yapısıyla yıllar boyunca ilk günkü parlaklığını korur.
Çeliğin metalik tonları, sade kombinlerde bile fark yaratır ve her mevsimde kullanılabilir.
Her detayda kimliğinizi yansıtan bir dokunuş arıyorsanız, doğru başlangıç bir yüzüktür.
Çelik yüzük çeşitleri, güçlü duruşuyla öne çıkar. Mat, parlak ya da taşlı yüzeyleriyle her biri farklı bir tarzı temsil eder.
Gleam’in yüzük koleksiyonu; sade çizgilerden cesur formlara kadar uzanan geniş bir estetik alan yaratır, bu da onu her stile uygun hale getirir.
Çelik takıların popülerliği yalnızca görünümleriyle sınırlı değil.
Bu özellikleriyle çelik küpe, çelik bileklik, çelik kolye ve çelik yüzük koleksiyonları, takı tercihinde estetikle dayanıklılığı bir arada arayan herkes için ideal bir seçimdir.
Gleam, her bir detayında kaliteyi hissettiren koleksiyonuyla, klasik takı anlayışını modern bir çizgiye taşıyor.
Günlük şıklıkta ya da özel günlerde, çelik takılar tarzınızı yansıtırken sizi asla yarı yolda bırakmaz.
Bir kez taktığınızda, neden bu kadar popüler olduklarını anlayacaksınız.
Özgür Kızıl ve Malkins Coffee, Kolombiya’da kahve üretim zincirinin görünmeyen yüzüne ışık tutuyor. Yeni belgesel, kahve tarlalarındaki yaşamı bir kahve emekçisi kadının çocuğunun gözünden anlatarak, emeğin, umudun ve dayanışmanın hikâyesini aktarıyor.
Malkins Coffee, Kolombiya’nın en seçkin kahve bölgelerinde gerçekleştirdiği çekimlerle kahve üretim zincirinin kalbine odaklandı. Belgesel, kahve tarlalarında çalışan çiftçilerin günlük yaşamını, kahve üretim süreçlerini ve bölgenin kültürel dokusunu detaylı bir şekilde aktarıyor.
Bir Fincanın Ardındaki Hayat
Malkins Coffee’nin Kolombiya’da yürüttüğü belgesel projesi, kahve üretiminin insani yönünü merkeze alıyor. Proje, tarlalardaki kadın emekçilerin gündelik mücadelesini, ekonomik zorluklarını ve hayata dair özlemlerini bir çocuğun gözünden izleyiciye ulaştırıyor.
Belgesel, kahvenin fincana gelmeden önceki yolculuğunu; sabahın ilk ışıklarıyla başlayan tarla mesailerini, yorgun ellerin toprakla kurduğu bağı ve kahvenin bir geçim kaynağından öte bir yaşam biçimi oluşunu etkileyici bir görsel dille aktarıyor.
Bir Çocuğun Gözünden Emeğin Hikâyesi
Belgesel, izleyiciyi bir kahve emekçisi kadının çocuğunun dünyasına davet ediyor. Kahvenin yetiştiği tarlalarda büyüyen bu çocuk, hem annesinin emeğine tanıklık ediyor hem de kahveyle iç içe geçmiş bir hayatın hayalini kuruyor.
Onun gözünden kahve, yalnızca bir ürün değil; yoksulluğa, umuda ve dayanışmaya dair sessiz bir hikâye.
Bu anlatı, izleyiciyi kahvenin ekonomik yönünün ötesinde, insana ve topluma dokunan bir gerçeklikle buluşturuyor.
Toplumsal Duyarlılık ve Sürdürülebilirlik Vizyonu
Malkins Coffee ve Özgür Kızıl’ın öncülüğünde hazırlanan belgesel, yalnızca kahve üreticilerinin sorunlarını görünür kılmakla kalmıyor; aynı zamanda sürdürülebilir üretimin önemine de dikkat çekiyor.
Kahve tedarik zincirinde emeğin karşılığını bulması, adil ticaret uygulamalarının yaygınlaştırılması ve kırsal bölgelerdeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi, belgeselin temel mesajları arasında yer alıyor.
Özgür Kızıl, bu proje ile kahve kültürünü yalnızca lezzet ve aroma üzerinden değil, insan hikâyeleri üzerinden anlatmayı hedefliyor:
“Kahve sadece içilen bir şey değil; kimi zaman bir annenin umudu, kimi zaman bir çocuğun hayali. Biz bu belgeselle, o fincanın ardındaki hayatı göstermek istedik.”
Kolombiya’dan Dünyaya: Kahveyle Anlatılan Bir Yaşam
Kolombiya Kahve Belgeseli, Malkins Coffee’nin kahveye olan bakışının bir yansıması olarak; kültürel farkındalık, toplumsal sorumluluk ve insana dokunan anlatım diliyle öne çıkıyor.
Yakında izleyiciyle buluşacak olan belgesel, “her fincanın ardında bir hikâye vardır” diyerek, kahvenin kalbine doğru bir yolculuğa davet ediyor.
Malkins Coffee’nin Vizyonu
Malkins Coffee, kahveye olan tutkusunu sosyal sorumluluk ve toplumsal farkındalıkla birleştiriyor. Kolombiya belgeseli, sürdürülebilir kahve üretimi ve yerel toplulukların güçlenmesini destekleyerek kahvenin ardındaki gerçek hikâyeleri görünür kılmayı hedefliyor.
Belgeselin yayın tarihi ve platformları önümüzdeki günlerde paylaşılacak. Kahve severler, Kolombiya kahve tarlalarına sanal bir yolculuk yaparak her fincanda bir yaşam ve kültür deneyimi yaşama fırsatı bulacak.